islami sohbet islamisohbet

islamisohbet islamisohbet islami sohbet islami sohbet sohbetislam sohbet islam

islami sohbet islamisohbet

dini sohbet dinisohbet

islam alimlerinden islami sohbet ler


Nefis, tümüyle muhalefet safında durur. Durmadan niza çıkarır; daima karışıklık ister. Onun ıslahını dileyen, cihad ehli olsun. Ta şerrinden emin oluncaya kadar. O nefis, şer içinde şerdir. Onunla cihad edersen emin olabilirsin. Neticede göreceksin ki, hayır içinde hayır oluyor. Cihad devam ettiği müddetçe onu her iyiliğe uyar bulursun. İbadetleri hoşlukla yapmaya koyulur. Ve bu uyarlık mükafatı olarak şu ilahi hitap ona gelir:

- "Ey mutmeinne -sakin, Hakka uyar- nefis, rabbine dön. O, senden razı; sende hoşnut olarak..." (89/27,28,29)

Bu cihad sonunda, nefse itimat caiz olur. Çünkü, şerli yönü ıslah olmuştur. Nefsi halkın eline bırakma... Ta ki, manevi pederi İbrahim'e(a.s.) nisbeti yerinde olsun...

O ki, nefsi bir yana atmıştı. Ve herkesten ayrı tutmuştu. Şahsi hevesini söndürmüştü. Boşlukta uçuyordu. Bütün varlığı ile sakindi. Her şey onu ateşten korumaya geliyordu. Ama, onun bunlara aldırış ettiği yoktu. ALLAH'tan başka kimseden talebi yoktu.

-"Onun halimi bilmesi bana yeter" diyordu.

Çünkü tam teslim olmuştu. Hakkıyle tevekkül etmiş, Rabbin zatına sığınmıştı. İşte bu sığınmadır ki.

-"Biz ateşe: 'İbrahim'e yakıcı olma, serin ve selamet üzere ol' dedik." (21/69) mealinde gelen ilahi fermanın inzaline sebeb oldu.

Sabırlı kullara, ALLAH'ın bu dünyada hesapsız yardımı olur. Ahirette ise sayısız nimetleri... Şu Ayet-i Kerime sözüme şahittir:

-"Sabırlı kulların mükafatı bol ve hesapsız verilir." (39/10)

Sabırlı kulların bu alemde çektiği cefa, onun gözünden kaçmaz. Siz, bir an olsun onun uğruna sabır yolunu tutun; yıllarca ecrini alırsınız. Zaten ömür boyunca "Kahraman" lakabıyla gezen, onu, bir anlık cesaret sonunda almıştır.

"ALLAH sabırlı kişilerle olur" (2/153). Bu oluş, maddi bir terim değildir, manevidir.

(*) RİBAT'ın birkaç manası vardır. Tekke, hanikah, konak, menzil, kervansaray, han gibi. Buradaki manası tekke olsa gerektir.

Sabırlıyı ALLAH zafere ulaştırır, yardımın bol eder. Siz sabra devam ettikçe her an yardımcınız O olur. Yeter ki, O'na bağlanmayı ve O'nun varlığına sığınmayı bilesiniz. O'nunla sabredin, O'nunla ayık olun; gaflet uykusundan uyanın.

Uyanmayı, ölüm anına bırakmayın; önceden uyanın. Biliniz ki, o anda uyanmanız sizi felaketin kucağından çeviremez. O'nun huzuruna varmadan uyanın. O'nun şedid emirlerini duymadan gözlerinizi açın. Sonra pişman olusunuz; ama ne çare ki, faydasız olur.

Kalblerinizi ıslah etmeye çalışın. Çünkü onun salah bulması bütün varlığın salaha ermesi sayılır. Bu mevzuda, Peygamber (s.a.v) efendimizin şu Hadis-i Şerifini anlatmak yerinde olur:

-"Ayık olun, insanda bir et parçası vardır. O iyi olunca, bütün duygular güzelleşir. O fesada uğrarsa bütün duygular iyiliğini kaybeder...İşte o et parçası Kalb'dir."

Kalbin ıslahı, takva, tevekkül ve bütün işlerde ihlas sahibi olmakla mümkündür. Fesadı ise bunların yokluğu ile olur.

Kalb, şu bünye kafesinde bir kuş gibidir. Ve bir şişe içinde saklı inciye benzer; hazinede gizli, muteber bir meta gibidir. Bakılacak şey, kafes değil, içindeki kuştur. İçindeki inciye bakılmalıdır, şişeye değil. Hazinedeki muteber nesne dururken, duvarına, kerpicine bakmak neye yarar.

ALLAH'ım, duygularımızı taatında kullan. Kalblarimizi mafiret nurunla doldur. Hayatımız boyunca yolunda kalmak için bizlere başarı ihsan eyle... Bizleri geçmişteki iyilere kat. Onlara verdiğini bize de nasip et. Onlara zatını vermiştin; bize de ver. Amin!..

Ey .cemaat! ALLAH yolunda olun. Sahabiler, böyle yaptı da erdi. Siz ALLAH yolunda olursanız, O'da size yardımcı olur. Salih kişiler, hak yolda böylece erdiler; bir an bile ilahi yardım onlardan kesilmedi.

Hak katından çıkacak kararların lehinize olmasını arzu ediyorsanız, O'nun taatına koşun. O'nun yolunda sabırla devam edin. Yaptığı işlere boyun eğin. Hakk'ın hükmü ne olursa olsun, razı olun. Gerek size, gerekse başkalarına bu yolda her ne ki geldi, uhdenize düşen razı olmaktır, teslim olmaktır.

ALLAH yolcuları dünyayı bir yana attılar. Kısmetlerini alırken takva eli ile aldılar. Bu arada vera' -şüphelileri bırakma- halini de bir yana atmadılar. Bu hali benliklerine sindirdikten sonra öbür alemi istediler. Nefislerine karşı isyan bayrağını çektiler. Yaratanları önünde boynu bükük ve taat ehli oldular. Onların vazifesi, önce nefislerini yola getirme, sonra başkalarını... önce özlerine öğüt verdiler; sonra başkalarına...

Ey evlad! önce nefsine öğüt ver. Onu yola getir; sonrada başkalarını... Sana nefsin özelliklerini bulmak başlıca vazifedir. Bunu yapmadan başkasına gitme. Senin, ıslaha muhtaç hallerin vardır. Bunu sende biliyorsun. Yazıktır; bunu bildiğin halde, gayrın ıslahı sana nise nasip olur? Gözlerin bir adım öteyi görmüyor. Körleri neyinle yola getirmek sevdasındasın?.. İnsanları, ancak, ileri görüşlü ve basiret sahibi olanlar yola getirebilir. Daimi dalgalarla kabaran denizden ancak Mahmud (s.a.v) -Peygamberimiz- kurtarabilir. Ve, onun hakiki varisleri... İnsanları ALLAH'a ALLAH'ın irfan ve tam iman ettiği kimseler götürebilir. Ama, onun hakiki ilminden ve irfanından nasibi olmayanlar, öncü olamazlar.

Hak tasarrufundan sana laf açmak düşmez. Sana gereken; O'nu sevmek ve O'ndan gayrı kimseden korkmamak. Ve bütün işleri O'nun uğruna görmek... Bunlar kalble olur. Dil gürültüsüne getirip söze boğmakla olmaz. Sonra mihenk taşına vurulunca utanırsın. Herkesin içinde iddia etmek yakışmaz. Kuru davaya kimse inanmaz. Halk arasında söylediğin sözleri, yalnız kaldığın zaman da söylüyor musun?.. Aynı duyguları tek başına kaldığın zaman da duyman kabil oluyor mu?.. İşte, en önemli iş, bu oluyorsa mesele yok... Kapı önünde tevhid, içeri girince de şirk!.. Yakışır mı?.. Bu, nifak alametidir. İçi olmanın ta kendisidir.

Acırım sana. Sözün ittika -kötülükten sakınma- dan açılıyor, kalbin ise fitne çıkarmaya meyyal. Şükrü dilinden bıraktığın yok; ama kalbin devamlı itiraz halinde.. ALLAH-ü Teala bir kudsi hadis'te şöyle buyurur:

-"Ey insanoğlu, iyiliğim sana daima inmekte; ama senin de kötülüklerin bana gelmekte... Bu nasıl oluyor?.."

Tehlikede olduğunu görüyorum; acıyorum, ALLAH'a kul olduğunu iddia ediyorsun, ibadet ederken de kalbinde başkasını saklıyorsun. Hakiki manada O'na kulluk etseydin, O'nda yok olurdun. O'nun varlığında erir, kaybolurdun.

Tam imana sahip olan, nefs şeytanına boyun eğmez. Şahsi arzularına uymaz. Aslında iman sahibi, nefis denen bir şeye hak tanımaz. Hele kötülüğü herkesçe müsellem olunca... İman sahibi, Rabbından başkasına inanmaz ve ve varlık tanımaz, onun gayrını bir yana atmıştır. Hele dünyalık şeylerden hiç hoşlanmaz. Öbür alemi arzular. Bu hale eren, elbette ki Mevlası ile olur. Bütün kulluğunu O'nun uğruna yapar. Cümle vaktini O'nun yolunda geçirir.

-----------------------------------------------------------

İman sahibi, can kulağı ile şu ilahi hitabı işitmiştir:

-"Onlar yalnız ALLAH'a kullukla emrolunmuşlardır. Din yolunda pak ve ihlas sahibi olarak." (98/5)

Varlığında beslenen halkı, Hakka eş etmekten sakın. ALLAH'ı tevhid et. Çünkü bütün eşyanın yaratıcısı O'dur. Her ne varsa hepsi O'nun elindedir. Ey O'nsuz şey arayan adam, başta aklını ara... Sen aklını yitirmişsin. O'nun hazinesi dışında bir şey var mı?.. Şu ayet-i kerimeyi iyi dinle:

-"Bize göre, saklı hiçbir şey yoktur. Her bize malumdur." (15/21)

Ey evlad! Kader oluğu altında uyu. Uyurken sabra yaslan. Önce uyur görün, sonra tam uykuya dalar, hakikate erersin. Kurtuluş yolunu gözeterek yoluna devam et. Böyle devam ettikçe, iyilikler akar, gelir. Yazılandan gayrı gelmez. Bu arada iyi olmayacağını sandığın şeylerde gelebilir. Tam arzu ettiğin de gelir; hepsini hoş gör.

Ey cemaat! Kadere uyun. Bu yolda hayli emek sarfeden Abdülkadir'e dönün. Onun tuttuğu yolu siz de benimseyin. Kader, yolunda boynu eğiklerden olduğum için beni Kadir'e -ALLAH'a- ulaştırdı.

Geliniz, varlığımızı bir yana atarak O'na koşalım. Bu yolda biraz da perişanlık çekelim. Halk bizi rezil(!) görsün. Ne çıkar! Biraz zahmet çeksen, O'na vardıktan sonra hepsi geçer gider. İçimize ve dışımıza sultan kesilen nefsimizi Hak yoluna çevirelim. Cihan Şahı'nın elçisine başvuralım. Onu gönderenin hatırı için elini eteğini bırakmayalım. -Peygamberi kastediyor. Peygamber'e ulaştırıcı ve kavuşturucu olması sıfatıyle kendini kast etmeside muhtemel- Tazim bizi küçültmez. Bilakis yüceltir. Size bir elçi gelse sözlerini dinlemeden kapıya mı koyarsınız?.. Tecrübe etmeden itimatsızlık mı beyan edersiniz?.. Onu sevin ve ona bağlanın. Bunu yaparsanız, Hakk'ın sohbetine erer, iyilik kaynağını bulursunuz.

İşte, dediklerimi dinle, göreceksin ki velayet derecesi kapıda seni bekliyor. Sen onu aramasan dahi o seni bulur. İlahi ilim denizinden doya doya içmen böylece kabil olur.

Onun fazilet kapısına anlattığımız yoldan gidilir. Başka yol yoktur. Fazilet sofrasına böyle oturmak kabil olur. Onun rahmeti kadere uyana gelir. Bu halin sahipleri teklerdir. Milyonda bir çıkar. Her soyda ve her kabilede ancak bir tane çıkar. Belki de çıkmaz.

Takva hali sana gerekli iştir. ALLAH yolunu gerçek erlerine uy. Nefsine uyar olma. Şeytan ve kötü arkadaşlarından kaç! İman sahibi, bunların cihadından fariğ olmaz. Bunların elinden kurtulup başını dışa çevirmez. Nefisle cihad etmekten alnının teri kurumaz. Onun üzerinden ne zırhı çıkar, ne de atının eğeri sökülür.

O büyükler, uykuyu yenmek için uyurlar. Nefse karşı çarpışmak için yerler. Zaruret olmadan konuşmazlar. Onlara âdet, susmaktır. Ancak Rablarının kaderi onları konuşturur. İlahi fiiller onları konuşturur; onlar bunun farkına varmazlar. Benlikleri ölmüştür. Yarın kıyamet günü duyular nasıl konuşursa, burada onlar öyle konuşur. Onları ALLAH konuşturur. ALLAH herkesi konuşturmaya güçlüdür. Sebebler yaratılır; onlar da konuşurlar. Herhangi bir iş için onların kullanılması gerekince, sebebler hazır olur.

ALLAH'ın dileği üstündür. Arzu ettiği şeyi yapar. O büyüklerin bu şekilde konuşmaları bir hikmete dayanır. Peygamberlerin vefatı sonunda, yerlerini bu büyükler aldı. Bir hüccet olarak konuşurlar. Her konuşmaları bir hükme dayanır. Yarın kıyamet günü olunca, halkın özrü kalmaz. Çünkü müjde ve çekinme mevzuunda, her sözü bu büyükler beyan etmiştir.

Pegamberlerden sonra halk, yararını onlardan öğrenecektir. Peygamberimiz:

-“Bilginler, peygamberlere varistir,” buyuruyor.

Asıl veraset, yukarıda anlattığımız ve daha yukarıda anlatacağımız huyları benimsedikten sonra başlar.

Ey Cemaat! ALLAH’ın nimetlerine şükredin. Sizde bulunan nimetleri O’ndan görün. Çünkü yaratanımız buyurdu:

-” Sizde bir nimet varsa, o ALLAH’tandır.” (16/53)

Hani O’nun nimetlerine şükrünüz? Halbuki O’nun iyilikleri sizi sarmıştır. Nimetleri içinde dönüp duruyorsunuz.

Halin nicedir, iyiliği başkasından gören çaresiz!.. Bir taraftan iyiliği ALLAH’dan başkasına mâl edersin, beri yana döner, nimeti az bulursun!.. Size gerekmeyeni, yaramazı neden beklersiniz?.. ALLAH’ın verdiği kuvvet ve kudreti O’na isyanda harcamanıza sebeb ne?..

Ey evlâd! Yalnız kaldığın zaman, seni kötü işten koruyacak duyguya muhtaçsın. Ayak kaymasını önleyecek tedbirin olmalı. Hakkın her an seni kontrol ettiğini içinden sezmelisin. Bu düşünceler varlığını sarmalı. Anlattıklarımıza şiddetle ihtiyacın vardır. Benliğini bu öğütlerle donattıktan sonra nefiste cenge çıkmak kabil olur.

Halk arasında büyük olarak tanınan kimseleri ufak bir hata yıkabilir; zahidleri şehvetten perişan eder. Ebdâlleri, maddi varlığını manevî varlığa katmak isteyenleri, yersiz düşünce süründürür. Bilhassa, yalnızlık hallerinde, kötü fikirlerden kendilerini korumaları gerektir.

Doğruların yıkılışı bir an işidir. Çünkü bunlar şahın kapısında beklerler. Tek tek halkı Hakk'a çağırmaya memur edilmişlerdir. Onlar, mahlûkata şöle hitab ederler:

-Ey kalbler! Ey Ruhlar! Ey İnsanlar ve cinler! Hak yolunu istiyorsanız bana gelin! Gelişiniz kalb adımı ile olsun. Takvâ ve vera "caddesinden aşın, gelin. Dünyayı bırakın. Âhireti bir yana atın Mevlânızdan başkasını düşünmeyin. Bana bu duygularla dolarak gelin!..

İşte, bize uyanlar böyle olur. Gayretleri sayesinde yerle gök arasındaki boşluk dolar.

Ey evlâd! Nefsi bir yana at. Şahsi arzularından geç. Yukarıda, azıcık vasıflarını anlattığımız er kişilerin ayakları altında toz ol, toprak ol!.. Onlar ellerini birbirine vurduğu zaman gözden kaybolacak kadar küçül!

Hak, hem Aziz, hem de Yücedir. Ölüyü diriltir. Dilediği an dirileri de öldürür.

İbrahim(a.s.) peygamberin ana, babası küfürle gitmişti. O, iki ölüden diri çıkardı. Onlardan koca bir İbrahim peygamber doğdu. İman sahibi diridir. Küfür ehli ölü sayılır. ALLAH’ı tevhid nuru ile bilen diri; müşrik ise ölüdür. ALLAH-ü Teâlâ, geçmişteki peygamberlerine indirdiği bazı kitaplarda şöyle buyurdu:

-”İlk defa şeytan öldü; çünkü bana karşı geldi. Bu yanlış iş, onun sonsuz yıkılışına sebeb oldu.”

Artık yaşadığımız zaman, son demlerin geçirmektir. Ortalığı yalan, nifak tohumları kapladı. İçi dışına uymayan kimselere yanaşmayın. Yalancı ve insanları doğru yoldan saptıran kişilerden uzak durun. Onların kılığı deccal kılğıdır. Tipleri şeytana benzer. Bu vasfı onların, yalnız dış cephelerinde aramayın. İçlerini biraz sezecek olursanız, onların fenalığını hemen anlarsınız. Kendi iç bünyende de bulabilirsin. Nefsin de şeytan kılığına girip seni azdırabilir. Onun da bir vasfı, deccal’dır. Onları da ıslaha çalış. Kötü arzularını da yenmeye gayret et. Nefsin fenalığını düşünmeden başkasını kötülersen, sana yazıklar olsun, derim. Varlığında her cins kötülük saklı; münafıklık, aldatıcılık, daha bir çok fenalık onda varken başkasına sataşman ne gerek?.. O ayrıca ALLAH’a şirk de koşuyor; bunu bildiğin halde neden göz yumuyorsun?

Nefsine muhalif ol. Ona uyma. Onu kuvvetle bağla, çözme. Onu hapset. Yalnız hakkı kadar ver. Fazla verme, sonra azar, baş edemezsin. Her zaman onunla mücadele et ve onu yenmeye çabala.

Şahsi arzularına bin. Onlar sana yük olmasınlar; İşte buna meydan verme. Tabiî hevayı yık, yeniden yap. Onun aklı yoktur. Küçücük çocuğa benzer. Gözleride kördür. Gideceği yolu sen göster. Ondan bir şey de öğrenmen mümkün değildir; kendi bildiklerinden ona belki öğretebilirsin. Öğrenmek istemez, ama hissen iyiye yanaşabilir. Aksi halde ondan kabul edeceğin her haraket, senin ebedi yıkılıp gitmene sebeb olur.

Şeytana nasıl yakın oluyorsun?.. O, senin düşmanındır. Aranıza bir kan davası girmiştir. Babanı öldürdü. Anneni kandırdı. Âdem Baba ile Havva Ana’ya neler etti. Bilirsin, ama yine ondan ayrı olmuyorsun. Kork, sonra onlara yaptığını, sanada yapar.

Elindeki silah takvâ ve tevhid olsun. Yalnız halinde şüpheli iş tutma. ALLAH’tan yardım dile. Doğru olmak ve yardım dilemek, senin askerlerindir. İşte silah, işte asker, kumanda edebilirsen ne âlâ; yoksa yanarsın. Bunlar sana yeter. Gayret et, şeytanı da, nefsi de, kötü duyguları da yenebilirsin. Hak’tan yardım diledikçe, O seninledir. Bu olduktan sonra nasıl başarı elde edemezsin ki?..

Ey evlâd! Bir eline dünyayı, öbür elinede ahireti al. İkisini yanyana getir. Bir yere yerleştir. Aralarından çık. Mevlâna yönel. Tek olarak Hakka yönel. Kalbin çıplak olsun; onda ne dünya; ne de âhiret bulunsun. Hiç biri olmamalı.

Mevlâya yöneldiğinde, sivadan -Hak’tan gayrı işlerden- soyun. Yaratan ile yaratılmışları karıştırma. Halik’ı bırakıp halk ile olma. Bütün sebeblerden kesil. Yaratıcılık iddia edenleri yere vur. Bunları yap, sonra dünya ile âhireti bıraktığın yere git; dünyayı nefsine ver. Âhireti kalbine koy, Mevlâyı da sırrında sakla.

Ey evlâd! Nefisle olma. Kötü arzuyla olma. Dünya ile olma. Âhireti de bırak. Hakk’ın gayrı bildiğin her şeyden silkin. Bunları yapabildiğin an, tükenmez hazineye erersin, sonsuz hazine dedikleri budur. Hidayet bu yolda olur; oraya eresen ölmek senin için muhal sayılır.

Günahtan dön. Koşar adımla efendine git. Tevbe edeceğin zaman dışını ve içini temizle. Tevbe ilk defa kalble olur.

Tam ve pürüzsüz dönüşle Mevlâ’na sarıl; günah libasından çık. Mecazi manada değil, hakiki manada ALLAH’tan utan. Bunlar kalb işidir; olması için kalbin temiz olması şarttır. Peygamberin göstermiş olduğu yola girmek gerekir.

Kalıbın kendine has işi vardır. Kalbe de has olan bazı işler bulunur. Sebeb kisvesinden soyunmak, kullara dayanmamak, kalbin yapması gereken şeydir. Kalb, tevekkül denizinde yüzer. ALLAH bilgisini varlığına sindirir. Onun sunsuz ilim denizine dalar. Sebebi bırakır. Sebebin asıl sahibini arar. Bu durumda vasat halde bulununcaya kadar zahmet çeker. Sonra içine döner ve şöyle der:

-“Bizi yaratan, doğru yolu gösterir.” (26/78)

Sonra yoluna devam eder. Yerleri aşar. Sahilleri dolaşır, sonra... sonra, doğruyu bulur. Yolunu aydınlık kaplar. ALLAH’a hakiki mânasıyla inanır. Yolunu kesen engeller yok olur.

Hakk’ı arayanın kalbi, mesafeleri aşar. Her adımda görüşü ötelere geçer... Yürüdüğü yolda korkulu bir şey gelse, iman kalkanı onu saklar; ona şecaat duygusunu verir. Korku buharı kalmaz, ateş korları yok olur, emniyet nuru gelir; yakınlık sevgisini benliğinde bulur.

Ey evlâd! Başına bir iş gelecek olursa, sabır eli ile karşıla. Şifa buluncaya kadar dur. Bağırma, çağırma. Şifa gelirse, şükür eli ile al. Bu hale geldiğin zaman, en güzel şeyi bulmuş olursun.

Cehennem korkusu, iman sahiplerinin ciğerlerini parçalar. Renklerini değiştirir. Kalbleri mahzun olur. Bu duygu sonunda ALLAH’ın rahmet suyu üzerlerine saçılır. Lütuf hoşluğuna kavuşurlar. Âhiret kapısı onlar için açık olur; sevdikleri makamı görür ve sonunda oraya yerleşirler. Bir zaman rahat edip huzur bulduktan sonra, bu defa celâl perdesi açılır. İlk korkudan daha büyük bir ürperme hasıl olur. Kalbleri Hakka doğru uçmaya başlar. Bu devir de biterse, Cemâl kapısına yol açılır. Artık bulacaklarını bundan sonra bulurlar. Sakin ve emin olurlar fakat, bu emniyet ilk defadan çok üstün ve hoş olur. Dereceler bir bir artar, perdeler arka arkaya açılmaya başlar. Duyguları yeni yeni şeyler sezmeye koyulur, çünkü Hakkın tam yakını olmuş olurlar.

Ey evlâd! Gayretin yemek, içmek ve evlenmek olmasın. Bunların tümünü gönlünden çıkar. Gayen bunlar olmasın. Çünkü hepsi nefsin arzularıdır. Tabiatın gereği sayılır. İlahi kuvvet, bunlarla seni bulamaz. Bunlara kapılırsan kalbin hakiki isteği narede kalır?.. Onlar, Hakkı aralar. Sana da iç âlemin isteği gerek. Bütün gayretin en çok lâzım olana olmalı. O en lüzumlu olan ise ALLAH’tır. O’nu ara. ALLAH ve onun katında olan sana yeter.

Her şeyin bir karşılığı olur. Dünyaya âhiret, yaratılmışlara ise Yaratan bedeldir. Dünyayı kalbinden atarsan yerini âhiret alır; halk bir yana bırakılırsa onun yerini Hak alır.

Şu günün, ömrün için son olduğunu bil. İşlerini ona göre ayarla. Bu duygu sana yeter. Öbür âleme hazırlık yap. Ölüm meleğini candan bekle. Onun gelişi seni sevindirmeli.

İman sahiplerine dünya, pişme ocağıdır. Âhiret onları hazır bekler. Hakk’ın gayreti onların kapalı perdesini açar. Onlarda Tekvin -istediğini yapabilmek- sıfatı tecelli eder. Bu, öbür âlemde olması gereken bir vasıftır. Ama onların dünyasıda âhiret gibi olur. Dünya ile âhiretin onlara bir değiişik hal getirmediği de ayrıca iddiası gerekmez bir gerçektir.

Yalancı! ALLAH’ı sevdiğini belirtiyorsun. Nimet halinde “ALLAH” de; sonra kaç, kaybol; bu yakışır mı?.. Belâ geldi mi, sanki ilahi duyguların sönüyor ve sen çırpınıyorsun. ALLAH’ı yalnız iyilik içinde mi anacaksın?.. Belâ karşısında dağ gibi olmalısın. ALLAH sevgisi o zaman belli olur. Bu duygudan mahrumsan hiçsin. Bu yol, içi bozukları hemen açığa çıkarır. En ufak bir değişik hal, iç âlemi perişan etmeye yeter.

Bir adam Peygamber(s.a.v) efendimize geldi:
-”Seni seviyorum, ya Resulullah”, dedi.

Peygamberimiz şöyle buyurdu:

-“O halde fakirlik haline razı ol!”

Bir kişi yine yine geldi:

-“Ben ALLAH’ı seviyorum,” dedi.

Peygamber(s.a.v) efendimiz buna da şunları söyledi:

-“O halde, belâ gömleğini giy. ALLAH ve Peygamber sevgisini fakirlik hali ve belâ takip eder.”

Bundandır ki, birçok iyiler, Şöyle derler:

-“Belâ velilere -ALLAH dostlarına- gelir. Tâ ki, bir iddia peşine koşmayalar. Böyle olmasaydı herkes velilik iddiasında bulunurdu.”

ALLAH, belâ anında dimdik durmayı iyilere verdi. Fakirlik ve ihtiyaç hali

İse bu sevginin gereğidir.

“Ya Rabbi, bizi ateşten koru. Dünyada iyilik âhirette yine iyilik ver.” (2/201)

 


 


islami sohbet/ islamisohbet / islami sohbet / dinisohbet / dini sohbet / dini chat / islamichat / islami chat

dinichat / dini chat / islamiforum / dini forum / diniforum / islami forum / sohbet / islami / dini / din / sohbet bizim / sohbetbizim / sohbetet / islam / islamcilar

islamisohbet - sohbet - islami sohbet islami sohbet - islamisohbet - islam - islami -islami chat - islamichat - sohbetislami - sohbet islami - islamsevdasi - islam sevdasi - dinisohbet - dini sohbet - sohbet - sevdasi - muslumanlar